Kayıt Ol

Ravi Coltrane ile Söyleşi

Çarşamba, 15 Temmuz 2015 15:04 Saksafon
(0 oy)
Ravi Coltrane: "Elektronik veya Rap gibi müziklerin cazın kimyasını sulandırdığını düşünmüyorum."

Hatırladığınız ilk müzikal an, müzisyen veya parça nedir?

Sanırım bu soru her sorulduğunda zihnimde canlanan hatıralar aynı oluyor. Annem… Annemin çocukluğumda bize mırıldandığı ezgiler. Annemin piyanoda çaldıkları… Mesela Stravinsky’nin Firebird süiti hatırladığım en eski melodilerdendir. Annem Alice Coltrane’in aktif bir müzik hayatı vardı, piyano çalardı, kayıtlar yapardı. Ama tabii klasik müzik ağırlıktaydı. Dolayısıyla evde duyduğum ilk melodiler bunlardı. 4-5 yaşındaydım ama bu melodilerde bana dokunan bir şeyler olduğunu bugün bile hissedebiliyorum.

Sizce caz müziği sanat mıdır yoksa ustaca icra edilen bir zanaat midir?

Tüm sanat dallarının ustalık gerektirdiğine inanıyorum. Zaman, sebat ve tutku da gerekiyor tabii. Tekniğinizi sürekli geliştirmeniz, kendi stilinizi bulmanız gerekiyor. Sonuçta ortaya yeni bir şey koyuyorsunuz, bir şeylere yatkınlığınızın yeteneğinizin olması elbette gerekli. Ama aynı zamanda çok çalışmak ve sürekli daha yeniyi ve daha iyiyi aramak da önemli. Zaten bir noktadan sonra sanat sizin mesleğiniz değil, hayatınız haline geliyor. Caz benim kendimi, duygularımı ifade etme şeklim…

Geçmişten günümüze müziğin evrimleşmesini nasıl değerlendirirsiniz? Örneğin McCoy Tyner, John Coltrane ve bugün Ravi Coltrane`e ulaşana kadar geçen süreci nasıl değerlendirirsiniz?

Müzik süregelen bir olgu, geçmişten günümüze birikerek, beslenerek geliyor. Ben de bu saydığınız isimlerle beraber bu tarihsel sürecin bir parçası olabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bizden önceki bu muhteşem insanlar bize ilham kaynağı oldu, biz onların yaptığı müzik üzerine yeni bir şeyler inşa ettik, dilerim biz de gelecek nesiller için aynı şansı yaratabiliriz. 1940’lar, 50’ler, 60’lar bu anlamda çok özel ve önemli isimler yetiştirmiş, müzik dünyası için inanılmaz verimli bir dönem olduğunu düşünüyorum. Aralarında Charlie Parker, Miles Davis gibi isimlerin de yer aldığı müzisyenler gerçekten bambaşka bir dil oluşturmuşlar. Şimdi de bizler bunun sürekliliği ve gelişmesi için üretmeye çabalıyoruz.

Genellikle caz elementi kabul etmediğimiz elektronik müzik, rap veya sözlü müziğin caz içine adapte edilmesini nasıl değerlendirirsiniz? Sizce geliştirici mi yoksa cazın kimyasını sulandıran şeyler midir?

Cazın kimyasını sulandırdığını düşünmüyorum. Caz canlı ve aktif bir müzik türü, zaman içerisinde birtakım evrelerden geçiyor. Farklı müzik türlerinde üretim yapan iyi müzisyenlerin katkılarıyla daha farklı ve modern bir çizgi yakalıyor. John Coltrane zamanında örneğin, müzisyenler kayıt yapmak için farklı ülkelere gittiklerinde, oradaki diğer türlerden esinleniyorlardı ve bu onların müziklerine yansıyordu. Şimdi de öyle… Hip-hop, rock, rap ve diğer tüm türlerin müziğe değerli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Müzisyenlerin yeni şeyler denemeye cesaret etmesi gerektiğini, dinleyicilerin de bu yeni denemelere açık olması gerektiğini düşünüyorum.

Efsane mertebesine ulaşmış birçok müzisyenle çalışma fırsatınız oldu. Bunlar arasında McCoy Tyner, Pharoah Sanders, Steve Coleman gibi  isimler var. Bu müzisyenlerin geçmişin değerini geleceğe taşıma anlamında yapmakta olduğunuz müziğe katkıları nelerdir?

Onlar bizim ustalarımız, mentorlarımız, bizim yolumuzu aydınlatan müzisyenler. Kendi stilimi oluşturmaya çalışırken, onlardan elbette ki çok etkilendim. Bu değerli isimlerle çalışabildiğim, onlardan öğrenebildiğim için çok şanslıyım. Onlarla geçirdiğiniz kısacık bir an, sizin zihninizde inanılmaz büyük pencereler açabilir. Onların bilgisi, tecrübesi, birikimi benim müziğe olan yaklaşımımı belirleyen en önemli etkenler arasındadır.

Müziğinizin görsel sanatların diğer kollarından beslendiğini düşünür müsünüz? Sanatın birbiriyle benzeşen ve ayrışan yönleri vardır. Yarattığınız müziği görsel olarak imgelemek isterseniz hangi sanatçının eserlerine benzer eserler yarattığınızı söyleyebilirsiniz?

Ooo, ilginç bir soru. Bilmem, belki soyut resim çalışan bir ressamın eserleri... Bir düşüneyim.. Belki Salvador Dali olabilir. Çünkü Dali’nin eserlerinde insanı şaşırtan, çarpıcı öğeler vardır. Onun sürrealist yaklaşımı size yeni ufuklar açar, farklı hissettirir. Sonra fotoğraf ve heykelle de uğraşmış bir sanatçı, yani çok yönlü bir yaklaşımı var. Dolayısıyla onun bakış açısına yakın olabilirim. Çünkü ben de diğer tüm sanat dallarından beslenirim. Bir fotoğraf, bir dize ya da bir resmin hissettirdiği duygular benim zihnimde bir melodi, bir ezgi olarak somut bir hal alabilir.

Plak şirketiniz RKM’nin sizin ve benzer müzikal kimlikler taşıyan müzisyenler için bir özgürlük çatısı (sığınağı) olduğunu söyleyebilir miyiz?

RKM’i 1999 yılında kurduk. Bu oluşum sayesinde kendimi müzik dünyasında farklı bir kimlikle daha ifade etmiş oluyorum. Prodüktör olarak birtakım kayıtlarda yer almak beni farklı müzisyenlerin dünyasına bağlıyor, onlarla iletişim halinde olmamı sağlıyor. RKM’de bir müzisyenin ticari kaygılardan uzak, özgür bir şekilde üretebilmesi benim için çok önemli. Kurulduğu dönemde de bu yaklaşım çok önemliydi. Kayıt yapmak o zaman bu kadar kolay değildi çünkü. Şimdi I-phone’u olan herkes bir şeyler yapabilir. 15 yıl önce imkanlar daha kısıtlıydı ve RKM önemli bir boşluğu dolduruyordu. Dolayısıyla böyle bir işe kalkışıyorsanız, müzisyenlere o özgürlüğü sunabilmelisiniz.

Albümlerinizde birlikte çalıştığınız bazı isimlere yenileri eklenirken yanlış bilmiyorsam 10 yıldır birlikte çalıştığınız Drew Gress, Eric Harland, Ralph Alessi, James Genus, EJ Strickland gibi bazı isimler yerlerini koruyor. Sound’unuzu yaratırken aynı müzisyenlerle çalışmanın garantili yolunu mu yoksa farklı müzisyenlerle farklı tatlar denemenin keşfedici yolunu mu tercih edersiniz?

Her ikisinin de farklı katkıları oluyor. Uzun zaman birlikte çalıştığınız müzisyenlerle mükemmel bir uyum yakalamış oluyorsunuz, sahnede organik bir bağ oluşuyor, bu müzikal diyaloğun tadı dinleyiciye yansıyor. Zaten bu insanlar bir noktadan sonra benim kardeşim, ailemden biri oluyor. Yeni müzisyenlerle çalışmak ise yeni lezzetler, farklı dünyalar, farklı alanlar keşfetmenize olanak sağlıyor. Yaratıcılığınıza katkı sağlıyor. Önemli olan her ikisinden de beslenebilmek diye düşünüyorum.

Geçmişte neler yaptığınızdan bahsettik, geçmişinizin günümüze etkilerinden de bahsettik , isterseniz birazda bu ay içinde İş Sanat’ta sizi birlikte izleyeceğimiz müzisyenlerden bahsedelim. Küba kökenli piyanist David Virelles’i ECM plak şirketinden çıkardığı son albümü Mbókò ile tanıyoruz bildiğim kadarıyla Afro Cuban bir stili var , davulda Jonathan Blake’i Chris Potter, Mark Turner ve Ben Street ‘le kaydettikleri benim son dönemlerdeki favori “Criss Cross Jazz” plak şirketi albümlerinden Gone, But No Forgetten’le dinlemiştik, kontrabasta ise Dezron Douglas olacak .Hepsi birbirinden muhteşem müzisyenler. Bildiğim kadarıyla onlarla birlikte kaydettiğiniz bir albüm yok, bizim için sürpriz bir yolculuk olacak. Bize bu yolculuk hakkında tüyolar vermek ister misiniz?

Evet, David, Jonathan ve Dezron ile son üç- dört yıldır birlikte birtakım performanslar yapıyoruz. İyi bir grup ruhumuzun olduğunu söyleyebilirim. Hepsi çok yetenekli ve mükemmel müzisyenler, benim yaratıcılığımı çok besleyen müzisyenler. Sahnede iyi bir müzikal diyalog-bağ kurduğumuzu düşünüyorum. Ben bu yıl 50. yaşıma girdim ama müzisyen arkadaşlarım çok daha gençler. Dolayısıyla onların enerjisi ve dinamizmi bana da yansıyor. Kendi müzikal yaklaşımımızı özgür bir şekilde ama aynı zamanda uyumlu, organik bir bağ ile dinleyiciye aktarabildiğimiz bir konser olmasını umuyoruz.

Geçen sene planlanan ve maalesef iptal olan konser son albümün Spirit Fiction’ın lansman konseri olacaktı. Bu senenin belki de en prestijli konserlerinden biri olacak  27 Şubat konseri öncesi Türk dinleyicisine mesajınız var mı?

Ben ve arkadaşlarım İstanbul’daki konseri iple çekiyoruz. Geçen sene buluşmayı umuyorduk ama maalesef konserimizi ertelemek durumunda kaldık. Şimdi bu gecikmeyi güzel bir performansla telafi etmeyi umuyoruz ve herkesi konsere bekliyoruz.

Okunma 1243 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 15 Temmuz 2015 15:43
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors