Kayıt Ol

Gato Barbieri Hayatını Kaybetti

Pazartesi, 04 Nisan 2016 04:26 Haberler
(0 oy)

Ünlü sanatçı 83 yaşında hayatını kaybetti.

Müziğin kayıp yaprakları arasına dün bir isim daha eklendi; Gato Barbieri. Ünlü sanatçının 84 yaşında hayata veda ettiği açıklandı ve geride büyük bir geçmiş, sayısız müzikler, albümler bıraktı.

Arjantin asıllı büyük sanatçı müziğe, yani caza diyelim, free jazz ile başladı denebilir. İlk çalmaya çalıştığı Charlie Parker`ın "Now`s the Time"ı olduğu söylenir. Müzisyen bir aileden geldiği için çocuk yaştan itibaren müziğin içinde olması normal. Altmışların başında bir dönem Roma`da yaşayan Barbieri burada tanıştığı Don Cherry ile Avrupayı turladı. Coltrane`in son dönem müzikleri üzerinde önemli bir etki bıraktı, Albert Ayler ve Pharoah Sanders gibi usta isimlerin çalımına yakınlık duydu ama büyük dinleyici kitleleri üzerinde asıl ününü altmışların sonlarından itibaren free jazz ile halen temasta olduğu âşikâr latin ritimler, zamanla daha popüler müzikler, pop soundları, smooth caza kaydığı ve tabii film müzikleriyle yakaladı.

1965 yılından itibaren albüm kayıtları yapan Barbieri`nin Don Cherry ile başlayan kayıt serüveni 1972 yılında ününü bütün dünyaya yayan Marlon Brando`lu "Last Tango in Paris" filminin müziklerini yapmasıyla başka bir boyuta geçti. Alto saksofonunun tonu belirgin, parlak, soslu ve ruhları alev alev yakan, çoğu zaman erotik bir tondu. "Europa"yı hatırlayın. Bu parçayı o yıllarda kaç aşık sevdiğini çalmıştır, kaç aşk sahnesi yaşanmıştır. Bu parçanın daha büyük volümlü etkisi ise Santana`yla çaldığı zaman gerçekleşti. Barbieri`nin tonuna Santana`nın gitarı eklenince ortalığı resmen yıktı geçti, bol paça pantolonlar alev aldı yandı.

Geniş kenarlı şapkalı adam Gato Barbieri yetmişlerin ortalarına doğru, geçirdiği tüm o avantgarde dönemin ardından dört albümlük bir "Chapter" serisi albüm yayınlamıştı. Bu albümler sanatçının bir anlamda kendi kökenlerine keşfe çıktığı albümler olarak yorumlanır ki serinin ilk çalışmasını Arjantinli müzisyenlerle kaydetmişti. Serinin ikinci albümünün protüktörlüğünü efsanevi Sergio Mendes yapmıştı ve jazzy-bossa bir çalışma olmuştu ve Küba`nın devrimci isimlerine bir selam da göndermeyi ihmal etmemişti. Bir çeşit Latin Amerika müzikal kültürünü tavaf eden serinin üçüncü çalışması aynı selamı bu kez Emiliano Zapata`ya sakladığı Meksika oldu. Serinin son albümünü ise dönüp dolaşıp geleceği yer olan New York ile ilgiliydi. Serinin beşincisi olarak değil ama kökenlere geri dönüşü bir kez da 1989`da yayınladığı "The Third World" ile gerçekleştirdi diyebiliriz. Bu albümde yeralan "Tango"yu da ayrıca dinlemenizi öneririz.

Karısı Michelli`in ölümünün ardından epey bir süre ortalıkta görünmeyen sanatçı doksanlarda ağırlıklı film müzikleriyle yeniden müziğe döndü. Bu dönemin ve sonrası ağırlıklı olarak smooth jazz olarak çalıştı denebilir. 2010`da yayınladığı (acaba son albümü mü?) "New York Meeting" bir dörtlü çalışması daha straight caz tadında kaydıyla adeta sanatçının mirasına dönüştü.

Okunma 1145 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 04 Nisan 2016 04:29
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors