Kayıt Ol

Lee Konitz Konseri

Perşembe, 04 Şubat 2016 06:32 Haberler
(0 oy)

Caz Şubatı`ı konserlerinde caz tarihinin yaşayan efsanelerinden, 89 yaşındaki dev bir isim Lee Konitz`i izleyeceğiz.

İki sezondur Cemal Reşit Rey konser salonu cazseverlerin aklını başından alan tabiri caizse `caz fırtınaları` düzenliyor. Geçen sonbahar Kasım`da, geçen yıl (2015) yine Şubat ayı yüksek dozda caz konserlerine tanık olduk, maruz kaldık, mutlu olduk...

Bu ay yeni bir konser fırtınası yaklaşıyor. Eli kulağında. Çok az kaldı. 20 ile 26 Şubat arası festival performansına eş ve festivallere kısmet olmayacak konserler bizi bekliyor. 20 Şubat Cumartesi ile 26 Şubat Cuma arası 7 konserle sıradışı geceler yaşacağız. Hazır olun!

Son yılların en büyük bombalarından biri 20 Şubat akşamı, Caz Şubatı`nın ilk günü patlayacak. Caz müziğin yaşayan efsanelerinden, son yıllarda İstanbul`a gelen efsaneler kategorisindeki Sonny Rollins, Ahmad Jamal kuşağının seçkin ismi alto saksofoncu Lee Konitz 89 yaşında Cemal Reşit Rey sahnesinde piyanist Water Lang ile birlikte çalacak.

"Bir uluslararası doğaçlama seyyar satıcısı"

İlginçtir, Lee Konitz kendine böyle diyor. Konitz`in cazda sabit bir hat üzerinde kalmadan kendine has bir yaklaşımla bebop`da Charlie Parker`ın alto saksofondaki sonik paletini bizzat Parker`ın da ötesinde yeniliklere açması sanatçıyı dünya çapında üne kavuşturdu.

Konitz aynı zamanda kendini sık eleştirmesiyle de ünlü bir müzisyendir. Büyük sanatçı erken dönemlerinde Louis Armstrong ve Lester Young gibi `babalardan` etkilendi, soundundaki kırılgan sesi Lester Young`a borçlu olduğu söylenir. Bu erken dönem etkilerin arasına daha sonra daha modern bir isim Lennie Tristano da eklendi. Tristano`dan müzikal mimariyle doğaçlama konusunda çok faydalandı.

Henüz 8 yaşındayken radyoda dinlediği Benny Goodman`dan çok etkilenen Konitz annesinden klarnet istedi, sonra tenor saksofona, onlu yaşlarında da alto saksofona geçti. Şikagolu bir müzisyendi ve 19 yaşındayken kendisi gibi bir diğer Şikagolu ve kendisinden çok etkilendiği yukarda ismi geçen Tristano ile tanıştı. İkili, o sıralar New York`da Bebop`çuların yaptığı modern cazın paralelinde işlere imza atıyorlardı.

Konitz 1949 yılında New York`a taşındı ve ilk olarak Miles Davis`in 9 kişilik tuba band`ında çalmaya başladı. Müthiş bir kadroya sahipti Tuba Band ve bu ekipten kısa süre sonra caz tarihinin en önemli albümlerinden "Birth of the Cool" albümü çıktı. Bu ünlü albümde John Carisi`nin "Israel" isimli bestesindeki Konitz yorumu caz tarihine geçmiştir.

Bu albümle aynı zaman diliminde Lennie Tristano`nun "Wow" albümünde çaldı. Bu albümle birlikte Tristano`nun eğitimcilik kariyeri de başlamış oldu. Tristano 32, Konitz ise 22 yaşındaydı. Tristano`nun çevresinde geniş bir genç caz müzisyenleri grubu oluşmaya başlamıştı. Bu genç isimler arasında Konitz Warne Marsh ile tanıştı ve ikilinin uzun ve zengin bir müzikal ilişkisi oldu. Konitz`in kendi adına ilk kayıtları da Marsh ve Tristano ile bu döneme rastlar. Konitz ve Marsh yeni melodilerin peşinde koşan, olmadı Broadway müzikallerinin ve caz standartlarının orijinal melodileriyle oynayan işlere imza attılar ve bu müzikler taa Batı yakasından bile duyuldu. Art Pepper, Paul Desmond gibi isimler `cool jazz` ile biraz da bu müzikler sayesinde tanıştılar.

Biçimsiz doğaçlama (formless improvisation)

Henüz 22 yaşındaki genç müzisyenin kendisi ve çevresindekilerle birlikte yaptıkları sanki yeterli değilmiş gibi Tristano öncülüğünde bir de "formless improvisation" kavramını ortaya attılar. Capitol firmasından çıkan albüm o dönem çok ses getirdiği gibi bugün bile hala moda tabirle `uniq` bir çalışmadır ve Konitz`in ününe ün katmış hatta cazda Parker`ın ezici baskısına alternatif bir isim olarak bile anılmıştır. Paker henüz hayattadır ve 29 yaşındadır, Konitz ise 22. Fakat ilginçtir, Lee Konitz tüm bu orijinalliğine ve yaratıcılığına rağmen bir grup lideri olarak iddialı biri olmadı, daha ziyade Ralph Burns, Charlie Mingus, Lennie Tristano gibi isimlerle gelişigüzel kayıtların içinde yer aldı.

1952 yılında Lee Konitz Stan Kenton`ın orkestrasına katıldı. Tristano, Konitz`in bu kararına onun müzikal tercihlerine ve gelişimine hiçbir katkısı olmayacağı için karşı çıkmış olsa da Konitz çektiği para sıkıntısının da etkisiyle orkestraya katılmayı tercih etti fakat Konitz gibi biri böyle büyük bir orkestrada bulunmaktan ders ve fayda çıkaracak biriydi ve baskın bir orkestral sound içinde nisbeten daha ince bir alto soundla yüzleşti & keşfetti.

Kenton`la iki yıllık birlikteliğin ardından yine bildiği hayata dönen Konitz uzun bir süre `freelance` olarak çalıştı. Gerry Mulligan ve Chet Baker ile "Too Marvelous for Words" albümünü kaydetti. Ardından Fransa`ya gitti Paris`te piyanist Henri Renaud ile kayıtlar yaptı. 1954`de Boston`a döndü kendi dörtlüsüyle "If I Had You" albümünü kaydetti.

1955 ve 56 yıllarında birkaç kez Almanya ve İsveç`te bariton saksofoncu Lars Gullin`le kayıtlar yaptı. Ağır alkolik ve uyuşturucu müptelası Gullin az bilinir ama o dönem İstanbul`da da çalmıştır, hatta içki ve uyuşturucu karşılığı çaldığı da söylenir.

New York`a döndüğünde Miles Davis`in Gil Evans aranjörlüğündeki 19 kişilik orkestrasına katılır. 1958 ile `60 arasını küçük gruplarda klüpler ve stüdyolar arasında geçirir. Bu dönemin ilgi çeken kayıtları arasında "Lee Konitz Meets Jimmy Giuffre" ve içinde Bill Evans`ın da olduğu dokuz kişilik "Palo Alto" önde gelir.

Lee Konitz kariyerinde büyük bir sıçrama yaptığı albümü "I Remember You" 1961 tarihlidir ve oldukça spontane gelişmiş bir kayıttır. Albümde John Coltrane`in davulcusu Elvin Jones ve basçı Sonny Dallas vardır. Bu albüm Konitz`in kariyerinin en iyilerinden, hatta kimilerince en iyisi olarak görülmekle birlikte ilginçtir Jones ve Dallas`la bir daha çalışmamıştır. Daha doğrusu üçü birarada çalışmamıştır diyelim hata olmasın.

Bu yılların devamını caz eleştirmenleri Konitz`in yaptıklarını takip etmesi zordur, hareketlidir diye tarif ederler. Konitz`in en sevilen yanlarından biri genç müzisyenlerle çalışmaya çok açık biri olmasıdır. Hatta gönüllüdür. 2011`de yayınlanan "Live at Birdland" albümünde Brad Mehldau, Charlie Haden ve Paul Motian gibi etkileyici isimlerle çaldı. İlginç bir notta, New York`la özdeşleşen Birdland caz klübünün farklı zamanlardaki üç farklı Birdland`de çalmış hayatta olan tek müzisyen olması. Downbeat büyük ustayı 2010 yılında yılın alto saksofoncusu seçti ama bu tarihe gelene kadar raflarında dizili daha bir çok ödülü var.

Lee Konitz bugün hayatta olan en önemli isimlerden biri ve 89 yaşında. Bu yaşta hala sahnelerde konser veriyor olması bile bizim için büyük bir şans. Doksan yaşına bir adım kala oğlum dediği piyanist Walter Lang ile aynı sahnede izlemek bu yılın değil, son yılların en önemli olaylarından biri hiç şüphesiz. Son olarak değinmemiz gereken son bir nokta da sanatçının duo olarak sahne alacak olması, bu da demek ki onca yaşına rağmen konserin ağırlıklı bölümü Konitz`i dinleyerek geçecek demektir, yani, dörtlü-beşli ve genç isimlerden oluşan bir grubun içinde olsaydı (son Wayne Shorter, ... konserlerinde olduğu gibi) sık sık sahnede bir kenara çekiyir aktif dinlerenek konseri tamamlardı, demek ki doya doya ustayı dinleyeceğiz.

Okunma 892 defa Son Düzenlenme Perşembe, 04 Şubat 2016 06:35
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors