Kayıt Ol

Caz ve Zihin İletişimi Özel

Perşembe, 03 Ocak 2019 09:01 Caz Üzerine
(0 oy)
Müziğin yaratıcılık veya mutlulukla ilişkilendirilmesi çok yeni bir şey değil.
Hatta müziğin her türü beyin için farklı gelişmeleri yaratıyor. Bunun en iyi örneğini bildiğimiz gibi klasik müzik oluşturuyor. Klasik müziğin insanı, zihni sakinleştirme, tazeleme etkisi var.

Caz oldukça eğlenceli ve mutluluk veren bir müzik türü. Hatta San Antonio çıkışlı Jim Cullum’un grubu “Mutlu Caz Grubu” (Happy Jazz Band) olarak anılıyordu. Cazın nasıl ortaya çıktığını bir düşünün: Jazz, Amerika’da kölelerin duygusal boşluğunu doldurduğu bir müzik türü olarak doğdu. İlk başlarda bu kitle cazın çıkış noktası olan blues’u dinliyordu ve yaşadıklarını blues melodilerine sığınarak atlatmaya çalışıyordu. Blues onlara bir şekilde mutluluk veriyordu. Blues’la ifade edilenler daha sonra cazın farklı formlarına evrildi. Mutluluk, zihnin daha iyi öğrenmesini ve insanın daha uzun yaşamasını sağlayan bir duygu.

Bu çok bilindik bir şey ama şu da var ki New Orleans çıkışlı pek çok caz sanatçısı 80 yaşına kadar müziklerini herhangi bir sağlık sorununa veya yaşa bağlı hafıza yetersizliğine maruz kalmadan icra edebildiler.

Texas Üniversitesi Nörobilim Doktoru William Klemm’in caz müziğinin beyni nasıl etkilediği konusunda önemli bir çalışması var. Klemm kendi gençlik deneyimlerinden ve caza olan tutkusundan dolayı caz müziği-hafıza ilişkisini inceliyor. Klemm’in caz tutkusu 19 yaşında başlamış. O yaşlarda caz kulüplerine gittiğinde ilk zamanlar cazda var olan “şekilsiz” ve bir bütün oluşturmayan seslere bir anlam verememiş. Daha sonra ise bu etkiyi araştırmaya girişmiş. Caz müziğinin girişi belli bir melodi ile açılır ve doğaçlama bir biçimde melodiler arka arkaya gelmeye başlar; fakat bir düzen yoktur. Müziğin sonlarına doğru ise açılış melodisine geri dönülür. Burda Klemm şunu belirtiyor, bu müziğin vücutta yarattığı “akışı” hissetmek için bu müziğin detaylarını bilmeye gerek yok. Caz müziğinin kendisinde var olan doğal bir akıştır bu, herhangi bir kuralı veya dizilimi yoktur. Bu sebepten caz müzik vücutla ve zihinle her daim bir iletişim halindedir. Doğal bir zihin akışı…

Caz sadece bu müziği icra edenleri değil, bu müziği dinleyenleri de etkisi altına alır. En önemli etkisi stres seviyesini azaltmasıdır. Stres, hafızanın en büyük düşmanıdır. Stresli olduğumuz zamanlar hiçbir şeyi doğru düzgün hatırlayamayız ve stresin getirdiği acelecilik ile pek çok şeyi unutabiliriz. Klemm bu noktada kendi okul yıllarından bir örnek veriyor: Veterinerlik alanında yüksek lisans yaptığı zamanlarda insan anatomisinden daha karışık konuları öğrenmek için sınıf arkadaşları zorluklarla boğuşurken Klemm derslerde sürekli caz dinliyormuş ve o dönem çalıştığı konular aklından hiç çıkmamış. Klemm bunu o süreçteki stres seviyesine bağlıyor. Sınıf arkadaşları stres ve acele ile çalışırken caz müziğinin yarattığı doğal zihin akışı onu olumlu olarak etkilemiş.

Caz müziği icra edenlerin ve öğrenmeye çalışanların zihinleri büyük ölçüde zihinsel uyarıma maruz kalır. Hatta dinleyicler bile. Mesela caz müziği dinledikten sonra dikkat edin; zihin pek çok farklı melodiyi doğaçlama olarak üretmeye başlar. Hatta çalmayı bilmediğiniz enstrümanların çıkardığı farklı seslerin zamanla ayrımına varmaya başlarsınız.

Caz icra edenler, klasik müzikle uğraşanlara oranla zihnini farklı yönlerden kullanır. Bundan ayrı olarak doğaçlama becerisi geliştirebilmek ve zihinde bunun “mücadelesi”ni verebilmek gerekir. Caz müzisyenleri bir mili saniye içinde yeni gelecek notanın veya melodinin nereye uyacağını kestirebilirler ve bu müzisyenlerin hafızası bu nedenle çok hızlı çalışır. Bu durum caz dinleyenler için de zamanla oluşmuştur. Bu, caz literatüründe “çağırma ve cevap” (call & response) paradigması olarak bilinir. Bunu, hem aynı grupta çalan müzisyenler hem de bu müziği dinleyenler için “müziksel” veya “sesle ilgili” bir etkileşim olarak düşünebiliriz. Klemm bu etkileşimin önemli bir zihin jimnastiği yarattığını söylüyor. Karşı tarafın nasıl “davranacağını” kestirmek veya kısa bir süre sonra “gelecek” hareketin önceden tahmin edilebilmesi gibi zihinsel beceriler, bu etkileşim sayesinde öğrenilebiliyor.

Öyle ki, beynin öğrenmeye en açık olduğu ilkokul dönemlerinde bu tür bir eğitim veya bu kültürle tanışma çocuklara önemli bir kazanım sağlıyor.

Caz müzikle tanışma, genç beyinlerdeki eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi de geliştiriyor. Örneğin caz gruplarında çalan gençlerin el-göz koordinasyonları, hafıza/ezberleme becerileri gelişmiştir. Klemm, bu müzikle haşır neşir olan gençlerin diğer insanlarla olan iletişiminde yüksek entelektüel seviyelerinin dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte farkındalık ve kendine güven konusunda da kendilerini geliştiriyorlar.

Sonuç olarak şu bir gerçek ki, zihnin bir konu üzerinde verdiği mücadele (beyni farklı açılardan çalıştırmaya uğraşmak da diyebiliriz) beynin gelişimi için önemli bir durum. Müziğin farklı türleri insan anatomisine ve zihnine farklı etkiler yaratıyor ama cazın bunlara etkisi belki de en dikkat çekeni. Caz ve türevleri; (soul, funk, blues vs.) zihne en fazla “mücadele” alanı yaratan ve bundan dolayı dinlemek ve müziğin içindeki akışı hissedebilmek de ayrı bir konsantrasyon ve dikkat isteyen müzik türleri aslında.
Okunma 415 defa Son Düzenlenme Perşembe, 03 Ocak 2019 09:03
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Ali Sami İpek

Saksafon üzerine haber toplayarak sitemize katkıda bulunmaktadır.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors