Kayıt Ol

Blues ve Caz Müziği

Perşembe, 17 Eylül 2015 19:19 Caz Üzerine
(0 oy)

Blues, Afrika’dan ABD’ ye çalıştırılmak için getirilen siyah kölelerin ezilmişliklerini ve yer yer bu ezilmişliğe karşı çıkmalarını ifade eden, hüznü özgürlüğü yaşadıkları acıyı-umutlarını anlatan şarkılarla doğmuş, zamanla halkın tüm kesimlerine yayılmış ve içinden ‘Caz’ ve ‘Rock’ müzik çıkarmış bir müzik türüdür.

Zencilerin iş şarkıları, dayanılmaz yaşam koşullarını ifade etmekte ve zenciye bir tür dayanma gücü vermektedir. Yirminci yüzyıla girildiğinde, zenci müziğine dayalı iki ekol belirginleşmektedir. Birincisi, zenci kiliselerinde büyüyüp gelişen dinsel şarkılar ve ilahilerden oluşan stil, ikincisi ise ‘blues’. Sözlük anlamının ilki ‘mavilik’, ikincisi ve asıl belirleyici olan anlamı ise ‘yoğun bir yalnızlık, melankoli ve hüzünlü bir ruh halidir. New Orleans’ da zenci gettolarının fazlaca bulunmasından dolayı, bu kent önce blues sonra da cazın merkezi haline gelmiştir. 1912’ den sonra blues’ un yalnızca vokal müziği dışına çıkması caz’ ı doğuran en büyük etmenlerden biri olmuştur.

Blues temelli ilk ve en güçlü müzik türü için katalizör görevi yapan ‘ragtime’, piyano tuşları üzerinde yeni bir stilin yaygınca kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Asıl bir piyano stili olmasına rağmen, diğer tüm enstrümanlarla da yapılabilir olması, kurallı ama doğaçlamaya da izin veren yapısı ile katı kalıpların dışarı çıkmasıyla bu tarz, özgür ve açık bir ekol oluşturmaktadır. En ünlü ve en güçlü ragtime ustası, Scott Joplin’ dir. Ragtime ile birlikte, genel hatları ile belirlenmiş olan yeni müzik türü de sıçrama yaparak doğmuştur: Afrika-Avrupa birleşiminden oluşup ritm-armoni-melodi olarak blues ve ragtime’ dan ayrı bir özgün yapıya sahip olan caz müziği. 1930’lu yıllarda dinleyicilerin müziğe olan talepleri değişmiş ve artık dinleyiciler hareketli-ritmik parçalar dinlemek istemişlerdir. Bu sayede, ‘Swing’ dönemi diye bilinen ve cazın en parlak ekolünü doğuran dönem başlar. Benny Goodman, Louis Armstrong, Fats Miller Swind
dönemine damgasını vurmuş sanatçılardır.

“Caz eleştirmeni Nat Hentoff cazın en önemli özelliklerinin, düzenli olmayabilen ‘pulsating’ (atımlı) bir ritim, doğaçlama duygusu, vokalize enstrüman tekniği ve poliritim olduğunu söylemektedir”

Caz, yapısı gereği deneysel arayışlara fazlasıyla açık bir müzik türüdür. Çünkü cazın varoluş nedeni doğaçlamadır ve bu durum deneylere kolayca kapı aralamasını sağlamıştır.

İlk caz toplulukları New Orleans’ ta çalmaya başladığından beri, blues ve caz öylesine iç içe geçtiler ki, Ernest Borneman, cazın Avrupa müziğine uyarlanmış blues ya da ters bir anlatımla blues’ a uyarlanmış Avrupa müziği olduğunu yazmıştır. Halen bile caz müzisyenleri, kendilerini caz stilinden köklü olan blues’ a bağlı hissederler(Berendt,1992: 31).

Caz müziğini, Avrupa müziğinden ayıran üç temel öğe vardır:

1-Zamanla kurulan özel bir ilişki, ki ‘swing’ sözcüğüyle adlandırılır;
2-Müzikal üretimde kendiliğindenlik ve canlılık ki burada doğaçlama rol oynar;
3-Ses dolgunluğu ve cümleleme tarzı ki çalan müzisyenin bireyselliğinin aynasıdır.

Cazın bu üç karakteristik öğesi ile bunların birbiriyle ilişkilerini esas alarak bir caz tarihi yazmak mümkündür. Bu öğelerin her biri önemli olmakla birlikte aralarındaki ilişki değişmekte ve bu değişim de cazın evriminin bir parçasını oluşturmaktadır.

Doğaçlama (emprovizasyon), irticalen icrada bulunmak demektir. İrticalen çalmak, daha önceden hazırlanmadan çalmak anlamına gelir. Kuvvetli bir müzik bilgisi ve saz hakimiyetine sahip olan bir cazcı, bir parça üzerinde o anda spontane olarak kendi melodilerini inşa eder. Bu durum, o kişiyi herhangi bir müziği yorumlayan basit bir müzisyen hüviyetinden kurtarıp besteci mertebesine çıkarmaktadır.

Doğaçlama, yaratıcısından ayrılamaz. Kağıda dökülüp, üçüncü veya dördüncü müzisyene çalması için verilemez. Aksi takdirde özelliğini yitirir ve geriye çıplak notalardan başka bir şey kalmaz. Çünkü cazda doğaçlama, doğaçlayanın müzikal, duygusal ve manevi durumunun kişisel bir ifadesidir.

“Cazın kendine has ses renkleri vardır. Cazdaki enstrüman tekniği bilhassa insan sesini taklit ederek geliştiği için, caz müzisyenleri hem teknik bakımdan çok üstün bir seviyeye erişmişlerdir, hem de bu özel ses renklerinden dolayı klasik batı müziği çalan müzisyenlerden ayrılırlar”.

Nerdeyse her 10 yılda bir gelişim gösteren ve yeni bir stil ortaya koyan caz müziğinin tarihsel gelişim süreci, şu şekildedir:

1890-1900 : Ragtime Stili
1900-1910 : New Orleans Stili
1910-1920 : Dixieland Stili
1920-1930 : Chicago Stili
1930-1940 : Swing Stili
1940-1950 : Bebop Stili
1950-1960 : Cool Jazz (Serin Caz, Sakin Caz) ve Hard Bop Stilleri
1960-1970 : Free Jazz (Serbest Caz) Stili
1970-1980 : Electric Jazz (Elektrik Caz) Stili
1980 ve sonrasındaki stiller ve akımlar.

Trompet, trombon, klarnet, saksafon(soprano, alto, tenor, bariton), flüt, vibrafon, piyano, org, keyboard, synthesizer, gitar, bas, davul, vurmalı çalgılar, keman vb. cazın enstrümanlardır. Dünyada Louis Armstrong, Duke Ellington, Charlie Bannet, Benny Carter, Benny Goodman, Glenn Miller, Artie Shaw, Bill Evans, Dave Brubeck, Chick Korea, Bessie Smith, Miles Davis, Frank Sinatra, John McLaughlin, Norah Jones Türkiye’ de ise Okay Temiz, İlhan Erşahin, Birsen Tezer, Nükhet Ruacan, Kerem Görsev, Tuna Ötenel, Jülide Özçelik, vb. sanatçılar caz müziğinin ünlü temsilcileridir.

Okunma 2288 defa Son Düzenlenme Perşembe, 17 Eylül 2015 19:40
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors