Kayıt Ol

Çağıl Kaya ile Söyleşi

Pazar, 13 Aralık 2015 20:34 Caz Sanatçıları
(0 oy)

"Sözcüklerin anlamları her gün değişiyor. Günler de insanlar gibi, insanlarla birlikte yaşıyorlar aslında. Korkusuz, telaşlı, suskun, aceleci, sakıncalı ve ölümlü günler yaşadık, yaşıyoruz."

“Bir Parça Ay Biraz Kuş” isimli albümünüzle çok yeni buluşuyoruz ve öncesi bir parça ay ve sonrası biraz kuş konuşalım istiyoruz. Kimya bölümünü bitirdikten sonra Müzikoloji okuyorsunuz ve İÜ Müzik Bölümü’nde yüksek lisans yapıyorsunuz. Müzik hayatınıza ne zaman dahil oluyor, ne zaman kendinizi tamamen ona adamaya başlıyorsunuz?

Çok küçük yaşlardan itibaren müzik hep hayatımda oldu aslında. Gençlik koroları, okul orkestraları gibi okul hayatıma eşlik eden çalışmalarla sürdü. Müzik eğitimim 2003 yılında Kimya bölümünü bitirip Müzikolojiyi kazanmamla başladı. Hayatımın hiç bir döneminde müzik dışında başka bir şey yapmayı düşünmedim. Dolayısıyla Kimya okurken de amacım bir an önce mezun olup müzik eğitimi almaktı.

Happy People, bir şeyler eksik ve Çağıl Kaya Band; üç ayrı grup ve üç ayrı proje içinde yer ve sahne aldığınız. Müzikte bir araya gelmeler nasıl başlıyor, siz nasıl dahili oldunuz ve bu iki gruptan sonra kendi adınızla sahne alacağınız ekibi nasıl yan yana getirdiniz? Birlikte nasıl heyecanların tanığı olundu, nasıl dinleyicilerle buluşuldu?

İstanbul’da sevdiğimiz müzikleri çalabileceğimiz mekanlar kısıtlı. Dolayısıyla mutlaka bir konserde bir araya gelip çalma şansımız oluyor. Bu çalmaların bazılarından da çok sevdiğiniz projeler doğabiliyor. Benim için saydığınız projeler tam olarak böyle doğdu.

Çağıl Kaya
Yine beraberinde çok uzun bir liste var karşımızda ki isimlerin her biri ülkemizin çok önemli caz müzisyenleri. Kuşkusuz her müzisyenin yeri ayrı ama benim merak ettiğim genelinde bıraktığı izler. Kendileri ile müziği paylaşmanın, aynı notalara ortak olmanın peki hazları neler? Hani birlikten kuvvet hani birlikten güzel işler doğuyor hakikaten öyle değil mi?

Albüm sürecinde beraber çaldığımız müzisyenlerin desteği benim için çok önemliydi gerçekten. Parçaların oluşmaya başladığı dönemde Cem Aksel’in Ankara’daki evine konuk olup, parçalar üzerine düşünüp çalıştığımız birkaç gün hayatımın en özel ve değerli anlarındandı. Aynı şekilde Kürşad Deniz, Kağan Yıldız, Serhan Erkol, Tamer Temel, Amy Salsgiver ve Ülkü Aybala Sunat’ın hem müzikal desteği hem de arkadaşlıkları çok önemliydi benim için. Çok değer verdiğim diğer bir proje olan ‘bir şeyler eksik’ de sahnede beni çok heyecanlandıran müzikler çaldığımız bir proje. Alper Yılmaz, Volkan Öktem, Serhan ve Tamer ile çalıyoruz yine. Bu projenin de bir kaydını yapmayı planlıyoruz en yakın zamanda.

Sözcüklerin anlamları her gün değişiyor. Günler de insanlar gibi, insanlarla birlikte yaşıyorlar aslında. Korkusuz, telaşlı, suskun, aceleci, sakıncalı ve ölümlü günler yaşadık, yaşıyoruz. Umudumuzu kaybetmeye başladığımız çok zaman oluyor, artık tamamen vazgeçmeye karar verdiğimiz. Birbirimize benzediğimizi unutup, herkesi farklı kimliklerle tanımlamaya çalıştığımız ve bu yüzden sevmemeye meyili olduğumuz. Sanırım karşımızdakini tüm farklılıklarıyla kabul ettiğimiz ve bağrımıza bastığımızda hayatın aslında ne kadar umut dolu ve yaşanabilir olduğunu fark edeceğiz. Kendi yarattığımız bu karmaşanın içinde belki de mutluluğun resmi çok daha basittir; “bir parça ay biraz kuş”

Çağıl Kaya
Bir parçası ile yetinemedim ve albümünüzün o güzel özetini tamamen taşıyalım istedim buraya. Sadece şu birkaç satır bile albüm adına hakikaten heyecan veriyor, umut veriyor çünkü. “Bir Parça Ay Biraz Kuş” tam olarak kafalarda ne zaman şekillendi, şarkıları nasıl birikti, ilk kimlerle paylaşıldı ve ekip nasıl bir araya geldi?

‘Bir Parça Ay Biraz Kuş’ uzun bir zamandır planladığım ama asıl süreci son iki yıldır şekillenmiş bir albüm. Yoğun ve uzun çalışmalarla, geceler ve gündüzlerle geçti bu süreç. Özenli ve dikkatli şekilde parçaların sözleri ve müzikleri üzerinde ayrıntılı olarak çalıştık. Albümde çalan müzisyenlerle zaten Çağıl Kaya Band’in ilk günlerinden beri beraber çalıyoruz neredeyse. Bu süreçte de beni kırmadılar ve kaydı beraberce gerçekleştirdik.

Şarkılarda sizin imzanızın yanında bir Boran Şentürk ortaklığı görüyoruz “Bahar Kaygılı”nın sözlerinde. Bir de “İstanbul” var ki Duman grubunun sevilen şarkılarından Kaan Tangöze imzası. Bu şarkı nasıl dahil oldu albüme ve ne güzel olmuş da dahil olmuş ayrıca albüme …

Boran Şentürk İzmir’de yaşayan çok sevdiğim ve düşüncelerine çok önem verdiğim bir arkadaşım. Çok hoşuma giden haikular yazıyor ve zaman zaman bana da gönderiyordu. “Bahar Kaygılı”nın önce müziği üzerine çalışmıştım, daha sonra Boran’ın gönderdiği haikulardan yola çıkarak parçanın sözlerini oluşturmuş olduk. Albümün adı da yine Boran’ın yazdığı ve “Bahar Kaygılı”nın içinde geçen bir haikudan ortaya çıktı. “kedi rüyası, bir parça ay biraz kuş, çiçekler sana…”

Duman benim her zaman çok sevdiğim bir gruptur. Albümde bana ait olmayan bir parçayı düzenleme fikri ortaya çıktığında, benim için gerçekten değeri olan bir parça olsun istedim, bu yüzden “İstanbul”u seçmek istedim. Tamer’in düzenlemesiyle orijinalinden bambaşka bir hal aldı.

Bu albüm geleneksel şarkı formlarından uzak düzenlemelerle karşılıyor dinleyiciyi, kalıplar değişiyor ve bildik alışkanlıklarını bir yana bırakmasına sebep oluyor dinleyicinin. Bu albüm bir yerde aynı olanı sunmuyor ve belki de en çok bu yüzden merak ediyorum dinleyicilerinizin nasıl karşıladığını, aldığınız ilk tepkileri merak ediyorum?

Aslında albümden önce çaldığımız konserlerde de parçaları söz ettiğiniz şekilde farklı düzenlemelerle çalmaya özen gösteriyorduk, dolayısıyla beni daha önceden dinleyenlere çok yabancı gelmeyecektir bu düzenlemeler. İlk defa dinleyenlerden de güzel yorumlar alıyorum, umarım herkesin hoşuna gider.

Albümün lansman konseri 27 Mayıs günü gerçekleşti. Öncelikle bu albümle / bir albümle dinleyici karşısında olmak nasıl bir duyguydu. Beraberinde sizin için sahnede olmak nasıl bir duygu? Bu birebir buluşmaların heyecanı nasıl, izleri nasıl, daha öncesinde sizi izleyemeyenler için sahnenizdeki?

Albüm lansman konseri için haftalardır gece gündüz uğraştık diyebilirim. 10 Nisan’da Bahçeşehir Üniversitesi’nde verdiğimiz bir konser sonrası, Bahçeşehir Üniversitesi’nden Aslıhan Umar lansman konserini Galata kampüsündeki terasta yapıp yapmak istemeyeceğimizi sordu. Memnuniyetle kabul ettik, zaten gidip gördüğüm anda da çok etkilendim. Hem manzarası hem de konumu anlamında gerçekten çok etkileyici bir yere sahip olan bir mekanda çalmanın keyfini yaşadık. Son derece heyecanlı ve uğraş dolu bir süreçle hazırlandık. Benim için parçalarımı ilk defa dinleyicilerle buluşturacağım için ayrıca bambaşka bir önemi vardı. Dinlemeye gelenlerin etkisi ve katılımıyla da sonunda bizi çok mutlu eden bir gece çıktı ortaya.

Çağıl Kaya
Müzik dünyasında değişen bir takım dengeler (ya da hiçbir şey değişmedi, biz mi fark edemiyorduk bu denli) hepimiz adına heyecan verdi aslında. Sizlerle, şarkılarınızla albüm üzerinde buluşmak birkaç yıl öncesine kadar bu denli kolay değildi. Ne oldu da bir şeyler değişti, ne güzel oldu da günden güne yeni güzelliklere tanık oluyor kalbimiz.

Son bir kaç yılda yeni albümler dinleyiciyle çok daha sık buluşmaya başladı. Bu hem müzisyenler hem de dinleyiciler açısından çok olumlu bir gelişme tabii ki. Ne kadar çok yeni albüm yapılırsa o kadar motive oluyor müzisyenler de. Daha çok şey üretip bunları paylaşmak için sabırsızlık duyuyoruz.

Peki bir sonra, bir sonra neler olacak. Belki sırasını bekleyen belki gerçekleşmesi istenen başka projeler olabilir, siz adına önümüzdeki süreçte bizi neler bekleyebilir, gerek sonraki albümlerde gerek konserlerde nasıl sürprizleriniz olabilir?

Bundan sonrası için de aynı şekilde yeni şeyler yapmaya, hem yeni albüm için çalışmaya hem de diğer projelerimizi de sürdürmeye devam etmek istiyorum. ‘bir şeyler eksik’ projesini de albüme dönüştürmek fikrimiz var. Olabildiğince çok konserler vermeye ve müziğimizi geliştirmeye devam etmeyi planlıyoruz.

Çağıl Kaya
Son yıllarda özellikle hangi albümleri, hangi müzisyenleri dinliyorsunuz. Tüm müzik yolculuğunuzda böyle sizde ayrı bir etki bırakan müzisyenler kimler, bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz bir müzisyen var mı? Ve zor bir soru belki de, hayatınızın bir şarkısı var mı, hani ıssız bir adaya düşün ve yanınıza tek bir şarkı alın mesela :)

Benim için Julie London ve Ella Fitzgerald her dönem bıkmadan dinleyeceğim isimler. Tabii son yıllarda biraz daha yeni müzikler dinlemeye ve araştırmaya başladıkça farklı birilerini de keşfediyorum. Örneğin Gretchen Parlato, Becca Stevens, Esperanza Spalding, Kurt Elling ve bugünlerde özellikle Jen Shyu etkilendiklerimden bazıları.

Hayatımın şarkısı demek çok fazla olur ama David Binney’in “Home” adlı parçası son yıllarda benim için vazgeçilmez neredeyse. Bir de Steve Coleman’ın “Harvesting Semblances and Affinities” albümündeki “Attila1 da aynı şekilde çok etkilendiğim parçalardan bir diğeri.

Ve son olarak müziği bir yana bırakırsak ötesinde hayatınızın diğer renklerini öğrenirsek orada sizi neler bekliyor, nedir dünyanızın diğer iyilikleri, güzellikleri, heyecanları, mutlulukları …

Hayatım müzikle beraber, onlara sahip olduğum için çok şanslı hissettiğim çok güzel arkadaşlıklarla ve huzurla dolu diyebilirim.

Okunma 1247 defa Son Düzenlenme Pazar, 13 Aralık 2015 20:42
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors