Kayıt Ol

Canan Anderson ile Söyleşi

Cuma, 20 Kasım 2015 05:08 Caz Sanatçıları
(0 oy)
"Türkiye`ye geldiğimde önce insanlara kemanımı sevdirmek zorundaydım..."

Yaklaşık yedi-sekiz yıl kadar önce birden televizyon ekranlarında genç ve güzel bir kadın ustalıkla çaldığı kemanıyla boy göstermeye başladığında herkes birbirine kim acaba diye sormaya başladı. Öyle ya, daha önce yavaş yavaş ünlü oluşunu izlemeye başladığımız bir sanatçıdan ziyade bir anda o gün ortaya çıkmış biri gibiydi. Müziği de, sahnesi de, kemanını tutuşu ve çalışı da herşeyi bir anda bize yeni geldi. Canan Anderson o gün bu gündür sabırla ve titizlikle sürdürdüğü tarzını Türkiye`ye kabul ettirdi. Hem iyi eğitimli ve yetenekli bir keman sanatçısıydı hem de sesiyle, sahne şovuyla, müzikleriyle farklıydı. Popüler müzikler de seslendiriyordu, yerli melodiler de ve zaman içinde tüm bu müziklerden kendine özgü bir sahne şovu yaratmayı başardı, bir çeşit marka oldu.

Canan Anderson 28 Kasım akşamı özel bir projeye hazırlanıyor, biz de bu gece öncesi kendisiyle özel bir söyleşi yaptık. Hem merak ettiklerimizi sorduk hem daha yakından tanımaya çalıştık. Sahnede yaptığı işin benzerlerini dünyada yapan farklı isimler olsa da Canan Anderson kendi yolunu belirlemeyi tercih ettiğini ve bu anlamda özellikle Türkiye için yeni bir şey yapmaya çalıştığını belirtiyor ve üstelik daha da büyük projeleri var...

Canan Hn., Andre Rieu, Farid Farjad ve siz! Üçünüzde burada çok tanınan isimlersiniz ve bence (elbette keman haricinde) üçünüzü buluşturan ortak bir nokta, bir duygu var, belki bir çok okurumuz buna katılmayacak ama siz ne düşünüyorsunuz?

 Benim için müzik zaten duygusuz yapılmaması gereken bir olgu. Buna şu şekilde örnek gösterebilirim. Dünyada bir çok keman sanatçısı var. Hele uzak doğuda biliyorsunuz ki daha beş yaşındaki çocuklar virtüöz gibi çalıyorlar. Ancak benim için virtüöz gibi çalmanın çok da bir  önemi yok. Elbette bu bir artı ancak bir parçayı mekanik, fabrikadan çıkmış gibi çalmaktansa ona bir ruh katmak, hissettiklerini o parçaya aktararak yorumlamak her müzisyenin yapabileceği bir şey değil. Kemanımın sesini duyan dinleyicilerim ”Bu Canan Anderson’ın çalışı” demeleinin nedeni o ruhu iyi yakalamış olmaları.

Yaptığınız işin önemli bir yanı dans & görsel bir şov olsa da ciddi bir müzikal arka plan var, bize nasıl bir disiplin içinde olduğunuzdan bahsedebilir misiniz?

Disiplin, sabır ve çalışma olmadan hiç bir şekilde ilerleyemezsiniz. Günlerimi, saatlerimi okul yıllarımdan beri planlayıp programladığım için bunca şey aynı anda ilerleyebiliyor. Yoksa imkansız. Alt yapılarda muhakkak müdahale ederim. Keman çalarken dans etmek zor olduğundan muhakkak koreografiye beraber karar veririz.

28 Kasım`da önemli bir sahne performansınız olacak, bu projenizden söz edebilir misiniz? Daha önceki benzeri projelerinizden farklı bir gece mi olacak?

Normalde Sanat Yönetmenim Arda Aydoğan vefat etmeseydi çok daha büyük bir şov olacaktı. Ancak Kasım ve Aralık aylarındaki şovu daha küçük bir versiyonla yapacağım. Yeni yılda ”World Show”u yani büyük projemi hayata geçirmek istiyorum. Yine Keman şovum var fakat bu sefer içinde koreografi ile hazırlanmış dans şovlarım da olacak.
Şimdilerde sahneye beraberinizde bir orkestrayla çıkıyorsunuz, bu yeni mi? Daha önce genellikle sahnede tek olurdunuz? (ve orkestra kimler?)

Aslında ben her zaman canlı ve orkestra ile sahnelenen performanslardan yanayım. Ancak Türkiye’ ye geldiğimde, kemanı insanlara sevdirebilmek ve ne yaptığımı daha hızlı sunabilmek için pratik bir çözüm yoluna ihtiyaç vardı. Bu da tek başına daha kolay anlatılabilinirdi. Şu ana artık öyle bir noktadayım ki bana yetmiyor. Daha iyi, daha büyük, daha klas işler peşindeyim.

Hepimiz öncelikle sizi kemanla bilsek de sesiniz de performansınızın önemli bir yanı, seslendirdiğiniz her şarkıyı söylüyor musunuz yoksa belli şarkılarda mı söylüyorsunuz?

Kişinin ses tonu çok önemlidir. Keman sanatçısıyım ama sahne showlarıma bazen ses performansımı da ekliyorum. Doğru seçilmiş parçalarla o performans daha da büyüyor.

Repertuvarınız çok farklı müzikleri buluşturuyor. Bizim kendi müziğimiz de var, popüler Avrupa müzikleri de, müzik seçimlerinde önemli belirleyici etkenler olmalı?

Öncelikle benim sevdiğim ve duruşuma yakışan parçalar olmalı. Türk sanat müziği de olsa, arabesk de olsa, tango ya da batı klasik müzik de olsa hep beni yansıtmalı.

Siz, yıllar önce Türkiye`ye döndüğünüzde sanırım biz burada getirdiğiniz müzik ve sahne tarzına hazırlıksız yakalandık, o günlerden bugüne basında, sosyal medyada yazılıp çizilenlere bakınca (biraz da mecburiyetten) sizi hep yurtdışından benzerlerinizle açıklamaya çalışmışlar, sormak istediğim şu, tam olarak yapmayı istediğinizi gerçekleştirebildiniz mi yoksa zaman içinde farklılaşmalar oldu mu?

Yapmak istediğimi henüz gerçekleştiremedim. Çok yol kat ettim ama düşündüğüm o kadar büyük ve dünya standartlarında bir proje ki Türkiye de bu bütçeleri, baktığınızda her yere veriyorlar ama sanat ve show kavramı yeteri kadar bilinmediği için vermeye cesaret edemiyorlar. Yine de inanıyorum.

Dans? Sahne performansınızın bir diğer yarısı, müzikle nasıl bir uyum süreci geçiriyor? Koreografileri siz mi yapıyorsunuz? Hep aynı dansçılar mı? Ciddi bir ekip çalışması olmalı?

Öncelikle koreografiyi yapan dans hocama parçayı kemanla çalarak gösteriyorum. Bu çok farklı bir deneyim. Hem benim hem de koreograf için. Çünkü ciddi anlamda keman çalarken dans eden (dans ettiğini söyleyenler dışında?) Türkiye’de yok. Gerçekten ciddi bir ekip çalışması. Diğer dansçılar içinde. Çünkü keman sanki vücudun başka bir uzvu gibi.

Tarzınızın dünyada benzerleri kimler?

Benim tarzımda başka biri yok. Vanessa Mai, Lindsay Stirling gibi örnekler var. Ama bunlar tek tarzda yoğunlaşmış sanatçılar ve elbette Amerika destekli sanatçılar. Bense hem Amerikalı hem Türk hem İtalya’da doğmuş, Almanya, Avusturya’da 7 sene yaşamış, dünyanın bir çok yerlerinde konserler vermiş biri olarak bir yelpaze oluşturmak istiyorum. En çok istediğim de Türkiye’den dünyaya çıkış yapamazsın diyenlere bunun imkansız olmayacağını kanıtlamak.

Kemanınızı sormazsak olmaz, son fotoğraflarda şeffaf, çok değişik bir keman var, yeni bir tasarım ve özel yapım bir keman mı?

Elbette özel bir keman. Ancak ben mükemmeli aradığım için görsellik önemli olsa da  ses kalitesinin de bir o kadar mükemmel olması vaz geçilmezim. Bir çok kemanım var ama akustik ve svarowski kaplı olan en sevdiklerim.

Okunma 1424 defa Son Düzenlenme Cuma, 20 Kasım 2015 05:15
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Hüseyin Gürpınar

Nefesli müzik aletleri ile ilgilenmektedir.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors