Kayıt Ol

Bir Devin Adımları: John Coltrane - Bölüm 3

Çarşamba, 23 Eylül 2015 09:24 Caz Sanatçıları
(0 oy)

John Coltrane tam elli yıl önce bir soprano saksafon satın almıştı. Caz dünyası o zamandan beri anlaşmazlık içindedir.

Coltrane Atlantic kayıtlarında eşi benzeri olmayan soprano sesini geliştirmeye başlarken tenor saksafonla yaptığı çalışmaları bir üst aşamaya taşımıştı. Ancak bu parçalar genellikle Coltrane’in daha sonra Impulse şirketi için yaptığı ve deneysel çalışmalarının daha açıkça görüldüğü kayıtların gölgesinde kaldı. Chris Kelsey, yazısının üçüncü ve son bölümünde bu müziği ele alıyor.

“Giant Steps” “Coltrane Jazz”ı nasıl gölgede bıraktıysa “My Favorite Things” de caz hayranlarına göre “Coltrane’s Sound” ve “Coltrane Plays the Blues”u öyle gölgede bırakmıştı. Bununla birlikte, tıpkı “Coltrane Jazz” albümünde olduğu gibi, gerek “Sound”da gerek “Blues”da tavsiye edilecek çok parça bulunmakta.

“Coltrane’s Sound” albümünde sonraki yıllarda sayısız caz müzisyeni tarafından yorumlanacak olan üç orijinal beste yer alıyordu: “Central Park West”, “Equinox” ve “Liberia”. Albümde ayrıca “The Night Has a Thousand Eyes”ın eksiksiz bir yorumuyla “Body and Soul”un çok başarılı bir yeniden düzenlemesi vardı. Ayrıca Coltrane’in bestesi olan “Satellite”ın yorumu da dikkat çekicidir. Tyner’ın çalmadığı bu parçada saksafoncuya sadece basla davul eşlik ediyordu – bu durum ileriki yıllarda daha sık görülecekti. Tyner ayrıca Coltrane’in “26-2” adlı parçadaki solosunda da yer almıyordu. Bu parça, Charlie Parker’ın “Confirmation” adlı bestesine Coltrane’in yaptığı bir uyarlamaydı. Açılışı ve soloyu tenorla yapan Coltrane parçanın ortasında çalgıyı değiştirip sopranoya geçmişti ki, bu ne o zaman ne de daha sonra alışıldık bir seçim değildi.

“Coltrane Plays The Blues” albümü tam adı gibidir: Tamamı Coltrane’in bestelerinden oluşan altı blues parçası. Parçalar son derece minimal tarzda düzenlenmişse de rahatsız etmiyordu çünkü Coltrane’in en güçlü olduğu alanlardan birine, blues yorumculuğuna dikkat çekiyordu. Parçaların yarattığı hava birbirinden farklıdır. “Blues To Elvin” adlı parçada sigara dumanıyla dolu bar havası vardır. Diğer parçalar: “Blues To Bechet”, “Chasin’ the Trane”, “Blues To You”, karanlık havalı “Mr. Sims”, Latin havasına sahip “Mr. Knight” ve kendine özgü post-bop “Mr. Day” idi. Coltrane bu albümde formunun zirvesindeydi. Kıvraklık ve anlatımı ustalıkla birleştiriyordu. Bu albümde ayrıca Jones’un da belki blues çalmanın getirdiği özgürlükle epey açıldığını duyabiliriz. Hoş ezgilere sahip “My Favorite Things” ile çok yönlü beste ve düzenlemelerden oluşan “Coltrane’s Sound” ve “Coltrane Plays The Blues” albümlerinin ardından “Coltrane Plays The Blues” iyi bir Kentucky burbonu bir dikişte içmeye benziyor. İnsanı çok güzel ısıtıyor.

Coltrane Nisan 1961’de Impulse şirketiyle yeni bir plak sözleşmesi yaptı. 23 Mayıs’ta iki seans sürecek ve Impulse adına çıkaracağı ilk albüm olan “Africa/Brass” ile sonuçlanacak kayıtların ilki için stüdyoya girdi. Ancak Atlantic için bir albüm daha yapması gerekiyordu. Bu yüzden iki gün sonra Tyner ve Jones’un yanı sıra, çeşitli nefesli çalgılar çalan Eric Dolphy, trompetçi Freddie Hubbard, basçı Art Davis ve Reggie Workman ile stüdyoya girdi. Tüm bu sanatçılar ayrıca “Africa/Brass” albümünde de çaldılar. Bu albüm dev bir projeydi zira kalabalık bir ağaç ve bakır nefesli çalgılar topluluğu vardı. Atlantic için yaptığı “Olé Coltrane” adlı albüm bu açıdan daha küçük ölçekte kalmıştı, ancak modal müziği kullanması, Latin, Afrika ve Asya müzikleri etkisinde olması bakımından “Africa/Brass” albümüne benziyordu.

Albüme adını veren parçada kullanılan 6/8’lik ritmik eşlik ve Frigya makamının kullanılması besteye bir İspanyol veya Kuzey Afrika havası vermişti. “My Favorite Things”in kaydından birkaç ay sonra gerçekleştirilen bu kayıtta modal kavramla giderek tam uyum sağlamış olan ritim grubunu duymamız mümkündür. Tyner ve Jones kendilerini büyük ölçüde hissettirirken, Reggie Workman ve Steve Davis’in yerini alan Art Davis’in kullandığı çift bas, parçanın altyapısına daha keskin bir ritmik hava vermişti. “Dahomey Dance” modal tarzda çalınan bir bluesdur. Minör tonda sevimli bir Tyner baladı olan “Aisha”, bu topluluk için çok karakteristik bir parçasıydı. Coltrane’in yazdığı “To Her Ladyship” adlı baladda soprano saksafon ön plana çıkıyordu (alışılmadık ölçüde basit ama etkileyici biçimde çalınmıştı). Bu parçada dikkati çeken diğer unsurlar Dolphy’nin cıva gibi flütüyle Hubbard’ın coşkulu havasıydı.

İlk adımlarını “My Favorite Things”, “Coltrane’s Sound” ve “Coltrane Plays The Blues” albümleriyle atan yeni çekirdek kadro (Tyner, Workman, Dolphy ve Jones) “Olé Coltrane” albümüyle yüksek bir olgunluk düzeyine ulaşmıştı. Bu olgunluk, aynı yıl içinde Impulse şirketinden çıkan ve çığır açan “Live at the Village Vanguard” dizisiyle meyvelerini verecekti. Coltrane’in bütün stüdyo albümleri içinde hak ettiği ilgiyi en az gören eser ödülü “Olé”ye verilebilir. Yine de bu albüm Tyner ve Jones’la yaptığı klasik işbirliğinin tam anlamıyla en verimli ürünü ve – o ana kadar – doruk noktasıydı. İleriki yıllarda alacağı yolun çok açık biçimde işaretlerini veriyordu. Çok önemli bir çalışma ve Atlantic için yaptığı kayıtlar açısından mükemmel bir sondu.

Okunma 1267 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 23 Eylül 2015 09:25
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Hüseyin Gürpınar

Nefesli müzik aletleri ile ilgilenmektedir.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors