Kayıt Ol

Dolunay Obruk'un 'Yalnızca' Albümü ve Söyleşi

Pazar, 13 Aralık 2015 20:49 Caz Albümleri
(0 oy)

Albümdeki şarkılar; şehir insanının, sürekli gelişen teknolojinin sonucunda yaşadığı zamansızlığı, bir yerlere yetişme kaygısını, yeni medya ile tanımlanan yeni sosyalliğini yani kalabalık içindeki yalnızlığını anlatıyor.

Çok iyi bildiğimiz ve kendi kendimize konuştuğumuz bir dil “Yalnızca”. Söz ve müziklerin tamamının Dolunay Obruk’a ait olduğu albüm “Yalnızca”, birbirinden farklı müzik türlerini içeriyor. Şarkıların her birinde neredeyse ayrı bir film sahnesi yaşanırken, “Aşık Olmak İstemem” adlı tango ile açılan albüm “İnsan Hep mi Gider” ile dramatik, etkileyici ve farklı bir sona ulaşıyor. Sanatçının çok sevilen “İstanbul Kafası” şarkısının akustik versiyonu da yer alıyor. Albümün kartonet tasarımı ve içindeki çizimler de Dolunay Obruk’un elinden çıkıyor. Dolunay Obruk, kimi zaman haylaz, kimi zaman duygu yüklü ama her daim samimi duruşuyla dünya müzik listelerinde de yükselişte olan singer / song-writer trendinin ülkemizdeki kaliteli örneklerinden biri olma yolunda.

Tracklist / Liste:
01 Aşık Olmak İstemem
02 Beyaz Yalanlar
03 Bakkal
04 Alıştırıyorum
05 İstanbul Kafası
06 Kadının Şarkısı
07 İnsan Hep mi Gider

* Sizi biraz tanıyalım. Nerede doğdunuz, ne eğitimi aldınız?

- Ankara’da doğdum, 6 yaşımdan bu yana İstanbul’da yaşıyorum. Dedem TRT Ankara Radyosu müdürüydü. Baba tarafım Kırşehirli olduğundan, bağlama sesleriyle büyüdüm. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Bölümü’nün ardından Bilgi Üniversitesi’nde caz eğitimi aldım.

* Müzikle ilgili yeteneğinizi ne zaman fark ettiniz?

- Çocukluğum hep müzik ve resim çalışmalarıyla geçti. Eğitimini aldığım her iki disiplini de hâlâ profesyonel olarak sürdürüyorum. Profesyonel müzik kariyerim ise 2004’te başladı.

* Caz, Türkiye’de geniş kitlelerin takip ettiği bir müzik türü değil. Siz neden cazı tercih ettiniz?

- Caz, dünyada da ilk sıralarda tercih edilen bir müzik türü değil zaten ama ülkemizdeki ilgi, sanılanın aksine bence gayet yoğun. Ben, yorumlanmaya açık ve özgür bir müzik olduğu için 10 sene önce cazı tercih ettim.

* Çaldığınız bir enstrüman var mı?

- Piyano çalıyorum.

* İlk albümünüz “Yalnızca”dan bahsedelim biraz da...

- Albümde teknoloji ve zamansızlıkla her gün yeniden savaşan şehirli insanın yalnızlık hikâyesini anlatıyorum. Gerçek bir iletişim çağındayız ama zaman dilimleri ile yaşam hızımız birbirine oturmuyor. Hep bir yetişme telaşı, hep bir kaygı, bir koşuşturma... Hiçbirimizin, yazdığı mektubun cevabını bekleyebilecek 1 haftası yok artık. İlişkilerimiz, arkadaşlıklarımız da öyle... Hep daha iyisinin, daha güzelinin peşinde koşarken sonunda elleri ve kalbi boş yalnız insanlara dönüşüyoruz. Ellerimizde birer ikişer ekran, yarattığımız o sanal gerçekliğin içinde yapayalnız ve telaşlı bir kalabalığız...

* Sizce “Yalnızca”, dişi öğeler barındıran bir albüm mü?

- Albümün yaratıcısı dişi olunca, dişi öğeler barındırması doğal ama tema açısından bakarsak, yalnızlığın cinsiyeti olmaz. Yalnızlığın dili ortak...

* Albümdeki tüm şarkıların söz ve müziği size ait, değil mi?

- Evet... Tüm şarkılarımın kendi içinde farklı bir dünyası, hikâyesi var. Hepsini görselleştirmek, kısa film tadında ve deneysel kliplerle zenginleştirmek istiyorum.

 * Albüme ve size gösterilen ilgiden memnun musunuz?

- Ben, ürettiğim ve sunduğum herhangi bir ürünün tek bir kişiye bile ulaşmasından büyük mutluluk duyuyorum. Bu ilişkiyi herkesle kuramazsınız. Bu tür bir paylaşım her iki taraf için de anlamlı. Takipçilerimin özel bir kitle olduğunu, onların da benimle ortak dertleri olduğuna inanıyorum. Olumlu da olumsuz da olsa tüm yorumları okuyorum; bana bu ilişki çok gerçek geliyor. Memnunum yani.

* Sürekli program yaptığınız bir mekân var mı? Müzikseverler sizi nerede dinleyebilir?

- Her an her şey değişebildiği için programlarımı Twitter, Facebook gibi sosyal medya alanlarında duyuruyorum. Twitter daha anlık hatırlatmalar yaptığı için, konserlerime gelmek isteyenlere beni oradan takip etmelerini öneririm. Bunun dışında özel organizasyonlar, ödül törenleri ve kutlamalarda yer alıyorum genelde.

* Ozan Musluoğlu’nun “My Best Friends Are Vocalists” albümünde “Alıştırıyorum” adlı şarkınızla yer aldınız. Projeye nasıl dahil oldunuz?

- Ozan’la senelerdir birlikte çalışıyoruz. Bu güzel projede de işbirliği yaptık. Albümde çok değerli müzisyenler yer alıyor. O kadar insanı bir araya toplayabilmek büyük emek ister. Benim şarkımda da iki üstadın solosu var; Neşet Ruacan ve Şenova Ülker... Bu tür kolektif projelerde yer almak benim için çok anlamlı.

* Yakın zamanda gerçekleşecek ya da planladığınız farklı projeleriniz var mı?

- Benim çok projem var. Müzik, mimari ve plastik sanatlardan örnekler sunduğum ve senelerdir verdiğim bir konferansı, şimdi daha da detaylandırıyorum. Hikâyesini yazdığım, karakterlerini çizdiğim, müzikleri üzerinde çalıştığım sahne projelerim de var. Çocuklar için hazırladığım ve yine sanata yönlendiren çocuk projelerim... Televizyon için de hazır bazı çalışmalar var. Diyorum ya; bende proje çok! (Gülüyor)

* Sahne ve televizyon projelerinizden bahsettiniz. Oyunculuk yapmayı düşünüyor musunuz?

- Oyunculuk geçmişim var zaten ama benim sahnede yaptığım da bir tür oyunculuk. Sahnede yorumladığım her şarkı, ayrı bir hikâye ve ben o hikâyelerin anlatıcısıyım. Karaktere bürünmeden anlatamazsınız.

* Son olarak aşk, sevgi sizin için ne ifade ediyor diye soralım...

- Aşk da sevgi de yaşam enerjisi bence. İkisinin de eksikliği ya da hiç olmaması, insanı yaşamdan koparır. Kendimizi onlardan asla mahrum etmemeli, sevgisizliğe katlanmak gibi bir aptallığa düşmemeliyiz.

* Önceliğiniz iş mi, aşk mı?

- Hayat bir dengeler bütünüdür. Biri diğerinden önde olmamalı. Hatta birbirini beslemeli.

 * Müzik çalışmalarınız dışında neler yapıyorsunuz?

- Karnaval.com’dan JoyJazz adlı radyoda uzun zamandır program yapıyorum. Radyoculuğu çok sevdim. Biraz da televizyon programları hazırlamak niyetindeyim. Grafik tasarım alanındaki çalışmalarım sürüyor, son zamanlarda en çok keyif alarak yaptığım iş kitap kapakları oldu. Sevgili Bahar Korçan’ın “Bir” isimli kitabının tamamını, Demet Cengiz’in “Patron Çıplak” ve Nükhet Everi’nin “Sarayın Dehlizlerinde” adlı kitaplarının kapaklarını tasarladım. 20 yıldır scuba diving yapıyorum; dalış eğitmeniyim. Farklı konseptte fotoğraf çalışmalarım var. Dans etmeyi çok severim. Ve daha bir sürü şey...

Okunma 811 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 14 Aralık 2015 15:18
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors