Kayıt Ol

Celebrating The Dark Side Of The Moon

Salı, 22 Eylül 2015 18:42 Caz Albümleri
(0 oy)
Vietnam asıllı Fransız gitarist Nguyên Lê, ‘Celebrating The Dark Side Of The Moon’ albümünü ACT etiketiyle yayınladı.
David Gilmour, kibirli bir ifadeyle, yakında yayınlanacak yeni albüm The Endless River’dan sonra Pink Floyd adı altında başka bir albüm yayınlanmayacağını hatta herhangi bir ‘faaliyet’ olmayacağını söyleyedursun; Roger Waters bir yandan solo albümü üzerine çalışıyorken öte yandan ‘huzursuz prens’ halet-i ruhu içinde eski dostlarını çemkirmeye devam ededursun; Nick Mason her zamanki sinamekiliği ile ortalık karıştıradursun; Pink Floyd evreninde asıl bomba hiç beklenmedik kadar uzaklardan geldi.



Vietnam asıllı Fransız gitarist Nguyên Lê, ‘Celebrating The Dark Side Of The Moon’ albümünü ACT etiketiyle yayınladı. Gitaristi yakından takip edenler için şaşıracak bir şey yok çünkü bu Nguyên Lê’nin rock müzikle ilk flörtü değil. Kaldı ki, Lênin, caz rock ya da fusion olarak nitelendirilebilecek müzikal üslubunun cazdansa daha ziyade rock’a meğilli olduğu rahatlıkla söylenebilir.

2003’de Jimi Hendrix bestelerini yorumladığı ‘Purple: Celebrating Jimi Hendrix’ albümünde büyük gitaristin orijinal yorumlarını taklit etmeden ancak sınırları da bir hayli zorlayarak, özgün bir ‘fusion’ yaratmıştı. 2011’de yine ACT etiketiyle çıkan ‘Songs of Freedom’ albümünde, Led Zeppelin, Beatles, Bob Marley, Cream, Janis Joplin gibi ikonik rock yıldızlarının şarkılarını, benzer bir yaklaşımla, ikonoklastik diyebileceğim radikal bir üslupla yorumlamıştı.

Başından sonuna her saniyesini bildiğim, sözlerini duraksamadan söyleyebildiğim, kaç defa dinlediğimi bilmenin mümkün olmadığı kadar çok dinlemiş olduğum ve daha düne kadar notasına dokunulmaması gerektiğini düşündüğüm bir ‘eser’i yorumlamaya kalkışmamın, bende hayal kırıklığı, hatta bir parça öfke yaratabileceği kuşkusuyla ve ihmal edilemez bir önyargıyla albümü aldım; dinlemeye başladım. Öyle ya; rock da dahil, Pink Floyd’un şarkıları da dahil, popüler müzik şarkılarının caz müzisyenleri tarafından yorumlanması çok sıradışı bir durum değil ancak 40 milyonun üzerinde bir satış rakamına ulaşmış, müzikseverler tarafından ‘kutsal’ mertebesine layık görülmüş, Pink Floyd’un ya da Roger Waters’ın dahi canlı performanslarda orijinal düzenlemeleri değiştirmemeye özen gösterdiği bir albümü, baştan sona, hele de caz formatında yorumlamaya kalkan bir müzisyene Don Quixote denmez de, ne denir?

Dolandırmadan söyleyeyim; 58 dakikalık bir ritüelik, dinleme seansının sonunda, hem orijinal albüme ait kutsal sesler ve hem de Lê’nin lunatik sesleri odayı dolduran boşlukta uzun süre salınmaya devam etti. Şaşkınlıkla karışık bir doygunluk hissi kısa sürede yerini sevince bıraktı. Meşhur dizesinin (“I’ve been mad for fu*king years”) Korece, Vietnamca, Japonca ve İspanyolca tekrar edildiği, yankılandığı açılış parçası ‘Speak to Me’den, orijinal albümün slogan dizelerinin (“There is no dark side of the moon really. Matter of fact, it is all dark.”) Youn Sun Nah tarafından okunduğu kapanışa kadar, kelimenin hakiki anlamıyla ‘özgün’ bir yorumla karşı karşıya kalacağınızı söyleyebilirim.

‘Time’ın minik bir senfoni haline geldiğini, “Money"nin funk/rock/jazz karşımı bir ‘groove’ halinde a la Hendrix bir kıvama büründüğünü, ‘Brain Damage’ ve ‘Eclipse’ başta Youn Sun Nah’ın vokallerde tarifsiz derecede başarılı olduğunu söylemekle yetinelim, müziğin fotoğrafını çekme cehaletine düşmeyelim ve albümün bizde bıraktığı doyumsuz lezzeti aktaralım.

Müzisyenler, istisnasız, kendilerine verilen rolleri mükemmele yakın bir şekilde icra ediyorlar; nefes kesici, cesur doğaçlamalar ortalığı kan gölüne çeviriyor; Lê’nin, Waters’ın şiirsel sözlerinin yerini aldığı gitar soloları insanın aklını uçuruyor; Pink Floyd bestelerinin arasına serpiştirilen orijinal besteler bütünün doğal parçası halinde akıyor ancak dinleyişin ardından akılda en çok kalan, tuzaklarla dolu usta işi düzenlemeleri büyük bir başarıyla icra eden NDR Big Band’in görkemli ve koskoca ‘sound’u.

Tanıtım yazısında altının çizildiği üzere, Lê eski heykellerin kilden bir kopyasını yapma kolaycılığından fersah fersah uzak karanlıklara dalıyor, çok iyi bildiğimizi sandığımız bir eserin dahi henüz keşfedilmemiş olduğu gerçeğini dinleyicinin suratına haykırıyor; bir eserin sadece ard arda sıralanmış notalardan ibaret olmadığını, yeniden okumanın aslında yeniden yazmak olduğunu kanıtlıyor.

Korkusuz ve söyleyecek çok şeyi olan bir müzisyenin bir efsaneyi günümüz dinleyicisi için inanılır hale getirdiği ve böylelikle, gamlı baykuşların iddia ettiğinin aksine, cazın geleceğinin ne denli parlak olduğunu kanıtladığı ve bizim gibi iflah olmaz müzik meraklılarının delileri neden bu kadar sevdiğini hatırlatan, dinlemezseniz neleri kaçırdığınızı tahmin dahi edemeyeceğiniz, aşırı derecede güzel bir albüm.

Dinlemeyen bir daha da başka şey dinlemesin, kulaklarını kestirsin!
Okunma 1238 defa Son Düzenlenme Salı, 22 Eylül 2015 18:47
Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Salih Akelli

Caz müziği ve özellikle saksafon üzerine olan ilgisi kazanımlarını paylaşma arzusuyla birleştiğinde sizler için değerli yazılar hazırlamasına olanak kılmaktadır.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

Layouts
Colors